Post image
Bir baba, bir kız ve bir film

Vicky Luengo ve Javier Bardem

 

Muammer BRAV

Javier Bardem’den “usta oyunculuk” dersi almaya hazırsanız, The Beloved (En Sevdiğim) sinema salonlarında bu hafta sizleri bekliyor.

Son Cannes Film Festivali sürerken ve filmler için biz sinema yazarları henüz bir favori bulamamamışken, Rodrigo Sorogoyen’in El ser querido (The Beloved) filmi, ilaç gibi gelmişti. Festivalin ilk favori filmi olan ve başroldeki Javier Bardem’in müthiş performansıyla gönlümüzü çelen film, ne yazık ki Cannes’dan eli boş döndü. Buna rağmen en çok konuşulan ve alkışlanan Bardem’in yarattığı ve her tür duyguyu perdeye aktardığı yönetmen Esteban karakteri oldu.

Artık uluslararası projelerin aranılan yönetmeni olan Esteban Martinez, uzun yılların ardından doğduğu İspanya’ya yeni filmini çekmek üzere geri dönmüştür. Bunca zamandır kızı Emilia Vera’yı da görmemiştir. Emilia, film sektöründe çalışan, lakin bir türlü istediği başarıyı elde edememiş, sektörde gölgede kalmış bir genç kadındır. Birbirinden kopuk bu iki yetişkin, uzun yılların ardından bir restoranda bir araya gelir. Yılların ardından baba kızın karşılıklı itiraflarla dolu ve yüz plan çekilmiş sahneleriyle yönetmen Sorogoyen, harika bir açılış sahnesine imza atar. Bir tenis maçı izler gibi heyecanla izlediğimiz bu sahnede, kızıyla şimdiye kadar kuramadığı ilişkiyi baştan kurmaya çalışan bir babanın bazen duygusal bazen de bencilce monoloğunu izleriz Bardem’in harika oyunculuğunda.

Yönetmen, oyuncuya kendi dilinde çekeceği filmi için başrolü teklif eder. Büyük yönetmen, gölgedeki oyuncu; baba ve yıllar boyunca uzak durduğu kızı, iki birbirine uzak taraf bakalım bu beraberlikten nasıl çıkacak? Filmin temel sorusu bu. İki taraf için de bir fırsat olarak (kızın oyuncu olarak parlama, babanın kızıyla yeniden iletişim kurma fırsatı) görünen bu durum iki güçlü personanın çatışmasıyla film boyu sürüp gidecektir. Sinemaseverin aklına bu cümleleri okuduğunda hemen geçen yılın en iyi filmlerinden Sentimental Value gelecek eminim. Onda da uzun yıllardır görüşmeyen yönetmen baba ve oyuncu kız ilişkisi anlatılıyordu. İki filmin en önemli farkı, babaların karakterlerinin hayli farklı olması. İlkinde baba kızını ikna etmeye çalışan duygusal yönü ağır basan bir karakter. İzleyeceğiniz filmdeki Esteban ise yıllar sonra kurduğu ilişkiyle kızı üzerinde duygusal bir baskı hissettiren biri. İlkinde kız çok ünlü, bunda ise henüz çıkış yapamamış ve bu anlamda babasına ihtiyacı olan bir karakter. Biri filmin çekilmeden öncesine odaklanırken, diğeri çekim sürecinde yaşananları perdeye aktarıyor. Üstelik En Sevdiğim, uzun film çekim sahneleriyle, yönetmen Esteban’ın ruh hallerini de seyirciye yansıtıyor. Baba kız ilişkisinin içine sinemanın üretim koşullarını ve yönetmenin otoritesini yerleştirerek Sentimental Value’dan farklı yönlere sapıyor.

Yönetmen: Rodrigo Sorogoyen

Televizyon dizilerinde yönetmenlik yapan ve kısa filmler çeken Rodrigo Sorogoyen, Oscar adayı olduğu kısa filmi Madre (Anne) ile tüm dikkatleri üzerine çekti. İki yıl sonra çektiği Madre’nin uzun versiyonu, Venedik’te oyuncusu Marta Nieto’ ya ödül getirince ve film beğenilince Sorogoyen ismi konuşulmaya başlandı. 2022 yılında başrolünü (En Sevdiğim’de Fransız yapımcıyı oynayan) Marina Fois’nın Denis Menochet ile paylaştığı As Bestas (Canavarlar) filmini çekti. Fransız bir çiftin yerleştiği bir İspanya köyünde yaşanan bir cinayeti anlatan film, o yılın en iyilerindendi. 2024’te çektiği ve MUBI’de yayında olan 10 bölümlük Birlikte On Yılbaşı dizisi de onun imzasını taşıyor.

Filmin diğer yıldızı: Vicky Luengo

Hep Javier Bardem’le andık En Sevdiğim’i ama en az onun kadar başarılı oyuncusu Vicky Luengo’dan bahsetmeden olmaz! Yönetmenin kızı, oyuncu Emilia rolünde izleyeceğimiz 1990 doğumlu oyuncu şimdilerde İspanya’nın en ünlü film/dizi ve tiyatro oyuncularından biri. Bizde de Prime Video’da yayınlanan Kızıl Kraliçe dizisinin başrolünde oynayan oyuncu, Pedro Almodovar’ın bir önceki filmi Yandaki Oda filminde de Tilda Swinton ve Julianne Moore’a eşlik etti. Yetenekli ve güzel oyuncuyu çok yakında yeni Almodovar filmi Buruk Noel’in de başrolünde izleyebileceğiz.

(Oksijen O2, 30 Ekim-5 Kasım 2026)

 

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN