Post image
Yalnızlığın kör karanlığı

 

Saadet DÖRTBÖLÜK

Edebiyat tarihinde özellikle ölüm güzellemeleriyle yer edinen Sadık Hidayet’in başyapıtı olarak kabul edilen Kör Baykuş’un yeni baskısı, metnin şiirsel üslubuna uygun kelime seçimleriyle bezenmiş akıcı çevirisiyle dikkat çekiyor.

Kafka’nın Dönüşümü, Gogol’un Palto’su, Zweig’in Satranç’ı gibi herkesin önünde şapka çıkaraca kısa ve öz kitaplardan oluşan bir kategori olsa içine hiç yadırganmadan girebilecek çarpıcılığa sahip bir klasik, Sadık Hidayet’in Kör Baykuşu. Bir solukta okunuyor ve tadı damağınızda kalıyor.

Ama nasıl bir tat! İran edebiyatına has o karanlık şiirselliğin modern bir masal suretine bürünüp sırtınızı ürpertircesine yanı başınızdan gelip geçmesi gibi.

Daha da sembolik bir perspektiften bakacak olursak aslında bir yaranın deşilmesidir bu öykü. Henüz giriş cümlesinde yazar bunu bize açıkça belli eder. Kendi yarasını inceleyen usta bir doktor edasıyla, her türlü acıyı çekmek pahasına iç dünyasının bütün hastalıklı yönleriyle yüzleşmekten çekinmez. Çünkü yalnızdır. Yalnızlığı koca bir gölge olup çökmüştür dünyasına.

Kendi teşbihiyle bir baykuş gölgesidir bu. Kör bir baykuş. Anlatıcı bir nevi onunla dertleşmektedir. Başka da kimseye ihtiyaç duymaz. Zaten etrafına küs gibidir. Hatta nefret doludur. Özellikle de güzelliği dillere destan olan karısına karşı.

Oysa kör kütük âşıktır da ona. Ama işte bütün zıtlıklar iç içedir bu hikâyede. Hayal ve gerçeklik arasında sallantıdadır her şey. Kimin kim olduğu muallaktır. Bütün karakterler birbirine benzer. Herkes bir anda tek kişi oluverir. Sanki her yolun aynı kapıya çıktığını vurgulamak ister yazar. Evet, biraz karamsar bir tablo gibi görünebilir, ama zaten anlatıcının etrafına bakışı tamamen karanlık benzetmelerden oluşmaktadır.

Misal “…kapıyı bir ölünün ağzı gibi açık bırakmış…” derken aslında anlatılanların nasıl bir kâbus etrafında vuku bulduğunu az çok özetlemiş gibi olmaktadır. Ürkütücü olmasına rağmen bu benzetmelerin zihnimizde canlanma konusundaki başarılı sadeliği ister istemez öykünün içine çeker bizi.

KAFKA ETKİSİ

Peki nereden geliyor bu karamsarlık’ Cevabı yazarın kendi hayatında… İran’da doğan, ama hayatının önemli bir kısmını Avrupa’da geçiren Hidayet bizzat aktardığına göre eğitim ve hayatında başarılı olamamış ve daima ücralarda dolaşan bir ömür sürmüştür. Kendini Batı edebiyatından yaptığı çevirilere ve araştırmalara adayan yazarın bilhassa Edgar Allan Poe ve Franz Kafka üzerine yoğunlaşmış olması da bu koyu atmosferin nereden geldiğine dair bir ipucu teşkil etmektedir.

Dünyanın savaşlarla boğuştuğu bir dönemde tutunacak bir dal arayan Hidayet’in hayatındaki tatminsizlik duygusu öyle görünüyor ki git gide dipsiz bir mutsuzluğa dönüşmüş ve en sonunda onu intihara sürüklemiştir. Edebiyat tarihinde özellikle ölüm güzellemeleriyle yer edinen Sadık Hidayet’in başyapıtı olarak kabul edilen Kör Baykuş’un Timaş Yayınları’ndan çıkan yeni baskısı metnin şiirsel üslubuna uygun kelime seçimleriyle bezenmiş akıcı çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Kitapta çevirmen Seval Günbal’ın ufuk açıcı çözümlemelerle dolu bir önsözü de bulunuyor. Batıya dönük bu bahtsız Doğulu yazarın melankolik şaheserini kısa ve öz klasikler kategorinize eklemek için daha fazla geç kalmayın.

(Star, 12.04.2018)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN