Post image
Yalnız mısınız, tek başına mı?

 

Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, “Her yaştaki kişi, diğer kişilerle ilişki kurmak ve etkileşime girmek ister. Oysaki yalnızlık her insan için doğal bir duygudur. Yalnızlık kimine göre kimsesizlik, kimine göre romantik ilişkisinin olmaması, kimisi için de tek basına kalmaktır. Psikoloji ve sosyolojide yalnızlık kavramı, tek basına olma kavramından farklı anlam içeriyor” dedi.

Yalnızlık insan için doğal bir duygu

İnsanın sosyal bir canlı olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her yaştaki kişi, diğer kişilerle ilişki kurmak ve etkileşime girmek ister. Oysaki yalnızlık her insan için doğal bir duygudur. İnsan çocukken, gençken, yetişkin ya da yaşlıyken yaşamının herhangi bir döneminde yalnızlık duygusunu yaşayabilir. Yani yalnızlığın insanlar için ortak bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz. Yalnızlık kimine göre kimsesizlik, kimine göre romantik ilişkisinin olmaması, kimisi için de tek başına kalmaktır. Psikoloji ve sosyolojide yalnızlık kavramı, tek başına olma kavramından farklı anlam içeriyor.”

Yalnızlık ve tek başınalık farklı kavramlardır

Yalnızlık kavramını kişinin başkaları ile bağlantı kurma ihtiyacının doyurulmamasına verilen duygusal bir karşılık olarak tanımlayan Şenyuva, “Yalnızlıkta duygusal boşluk, özlem, yakınlık ve bu duyguları değiştirme isteği olur. Tek başınalığı ise bireyin geçici sürelerde, gerginlik yaratmayan, kendi kendine yettiği bir durum olarak ifade edebiliriz. Yani yalnızlıkta acı verici olumsuzluklara rağmen, tek başınalıkta yalnızlıktaki duygular yer almıyor. Yalnızlık hemen her zaman kaçınılan, kaygı, öfke, üzüntü ve diğer kişilerden kendini farklı hissetme duygularının eşlik ettiği hoş olmayan bir deneyimdir” diye konuştu.

Yalnızlık zaman açısından üçe ayrılıyor

Yalnızlığın zaman açısından üç türü olduğuna dikkat çeken Şenyuva,  şunları söyledi:

“Bir tanesi kısa süreli yalnızlık adı verilen, zaman zaman ortaya çıkan anlık yalnızlık duygusudur. Anlık duygular olduğu için kişi kaygı yaşamaz. İkincisi durumsal yalnızlıktır. Bu tür yalnızlık göç, iş değişikliği ve boşanma gibi sebeplerle ortaya çıkan yalnızlık duygularıdır. Geçiş süresi sona erdiğinde son bulur. Üçüncüsü ise kronik yalnızlıktır. Bireyin uzun yıllar boyunca ilişkilerinden tatmin almamasıyla ortaya çıkan yalnızlık türüdür.” 

Tek başınalık bireyin tercihi oluyor

Tek başınalığın birey tarafından seçilen bir durum olduğunu söyleyen Şenyuva, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yalnızlık ise bireyin sosyal ilişkilerinin bozulması sonucu oluşan, hoş olmayan ve seçilmemiş bir durumdur. Yapılan çalışmalarda yalnızlığın, depresyon, kaygı, intihar, yaşam doyumu, umutsuzluk, utangaçlık, internet kullanımının fazla olması, stres gibi faktörlerle ilişkili olduğu tespit edildi. Bu tür psikolojik sıkıntıların oluşmasını engelleyebilmek adına, kişilerarası sosyal iletişimin arttırılması en önemli yol olarak biliniyor.”

Yalnızlık olumsuz bir duygudur

Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, duygusal yalnızlığı herhangi bir insana karşı yakın bir bağlılığın olmamasından kaynaklanan, kaygı ve boşluk duygularının görülmesi olarak tanımlayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Sosyal yalnızlık ise sosyal bağlantı ve topluluk duygusunun eksikliği, bir gruba ait olmama, sosyal ilişkiler ağının olmaması halidir. Çünkü insanlar sağlıklı bir ruh sağlığına sahip olabilmek için tatmin oldukları bir sosyal yaşama ihtiyaç duyuyorlar. Kalabalığın içinde yalnız olmak sosyal yalnızlık kavramı ile ilişkilidir. Kişinin bulunduğu çevrede kendisini yalnız hissetmesiyle başlayarak, bu çevreye karşı geliştirdiği tepkiyle sosyal anlamda faaliyetlerden kaçınarak içinde bulunduğu çevreye ve topluma yabancılaşmış olan kişilerin yaşadığı yalnızlıktır. Yalnızlık olumsuz bir duygu iken tek başınalıkta kişinin kendi isteği ile olan ve kazanımların olduğu bir durumdur. Birey tek başınayken kendisini özgür hisseder. Düşüncelerin önem kazandığı, olgunlaştığı anlar deneyimlenir.”

(A Gazete, 01.05.2021)

 

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN