Post image
Türkiye’nin acılar tarihi
FOTOĞRAF: VEDAT ARIK

FOTOĞRAF: VEDAT ARIK

 

Efnan ATMACA

Oya Baydar yeni romanı ‘Yolun Sonundaki Ev’de Türkiye’nin yüz yıllık yaralarını bir apartmanın tanıklığında anlatıyor. Mor salkımlı evin kaderiyle Türkiye’nin kaderini birleştirerek okura çarpıcı bir acılar tarihi sunuyor.

Coğrafya kaderdir… Hele ki Türkiye gibi bir coğrafyada yaşıyorsan kaderinden kaçman çok zordur. Yolun başındaki umudun yolun sonuna kadar sürmez, süremez. Eğer Türkiye gibi bir coğrafyadaysa kaderin, acıdan kaçamazsın, göçten kaçamazsın, ayrılıktan, gözyaşından kaçamazsın… Herkesin hikâyesinde vardır coğrafyanın açtığı ve kapatamadığı bir yara. ‘Yolun Sonundaki Ev’ işte bu yaraların kitabı. Türkiye’nin yüz yıllık tarihindeki açılan yaraların, göçlerin, ayrılıkların, kanın, gözyaşının… Ancak hemen belirtelim, bir yandan da umudun, dostluğun, birlikteliğin ve en önemlisi birbirini sevmenin, kollamanın, acısına ortak, gözyaşına derman olmanın kitabı. Oya Baydar’ın kaleminden yüzyıllık yaşanmışlığa derlitoplu, kimi zaman neşeli ama çokça hüzünlü bir bakış. Baydar, iki yıl önce ‘Surönü Diyalogları’ adlı kitabında Sur’da yaşananları farklı bir bakış açısıyla anlatmıştı, bu kitapta da önemli rollerden birini o coğrafyaya veriyor.

Kitap, Türkiye’nin yüz yıllık tarihini bir evin kahramanlığında anlatıyor. Günümüzde İstanbul’un Manhattan’ı denen yerde geçiyor hikâye. Tek katlı küçük evlerin demode olduğu apartmanların yavaş yavaş dikilmeye başladığı o yıllarda yan yana yaşayan üç komşu birlikte oturmaya karar veriyor. Bir arsaya apartman yaptırıyorlar. Ailelerden biri, yüzyılın başında sadrazama yapılan bir suikast davasında yargılanan, serbest bırakılan ama en yakın arkadaşı asılan ve bu acı yüreğinde hiç dinmeyen, bu nedenle de arkadaşının oğlunu kendine damat yapan amca ve ailesi. Bir diğeri, eşini erken yaşta kaybedip kızıyla baş başa kalan hamarat kadın. Sonuncusu, aynı suikasta katıldığı için ülkeden kaçıp Fransa’ya yerleşen abisinin ölümünden sonra üç kızının da sorumluluğunu üstlenen hala. Yolun sonuna inşa edilen o eve mor salkım dikip umutla yeni bir hayata başlıyorlar.

LANET ZİNCİRİ

Mor salkımın yavaş yavaş büyüyüp duvarlarını sardığı o evde bir aile oluyorlar. Sonrası mı? Sonrası işte Türkiye’nin tarihi. İstanbul değişirken, alıştıkları yaşam kültürü yerini başka bir kültüre bırakırken onlar da nasibini alıyorlar. Önce babasız büyüyen Feride evlenip Umut’unu getiriyor mor salkımlı eve. O umut 70’lerde işkenceyle, hapisle, ölümle örseleniyor. Sonra amcanın torunu bir Kürt’e âşık oluyor, gelin gidiyor Diyarbakır’a. O toprakların kanı bulaşıyor apartmana.

Nice aşklar, nice hikâyeler yaşanıyor mor salkımlı apartmanda. Evin ilk bebeği Umut ‘lanetli zincir’i kırmak için kaçıyor ülkeden. Hikâyeyi de onun oğlundan dinliyoruz çokça. Ama kitaptaki tüm kahramanlara söz veriyor Baydar. Hepsinin ağzından duyuyoruz hikâyelerini. Zamanla evin çocukları dağılıyor dünyanın dört bir tarafına; kimi kaçıyor lanetten, kimi yeni bir hayat istiyor kendine, kimi de köklerinin peşine düşüyor. Mor salkımlı ev anılarıyla ve yaşlılarıyla duruyor ayakta. Bir gün gidince herkes, yıkmak istiyorlar mor salkımlı evi. Umut’un oğlu kıyamıyor eve, anılara ama kıyıyorlar ona. Çok az vakit geçirdiği ama dünyanın daha güzel bir yer olması için savaşması gerektiğini öğrendiği babaannesinin yolundan gidip hem eve hem ülkesine sahip çıkmak istiyor. Diğer katlardan kalanları da alıyor yanına. Mor salkımlı eve yeni hikâyeler katmak, belki de umudun boşa çıkmayacağını göstermek istiyor. Ama coğrafya kaderdir ya, o da kaçamıyor kaderinden.

Sonu hüzünlü kitabın. “Umudumu yitiriyorum” demişti Baydar iki yıl önceki söyleşimizde. Gençlere bırakmıştı umudu yeşertmeyi ve demişti ki yine: “Ne zaman geçmişimizle yüzleşmeye, hesaplaşmaya ve ödeşmeye cesaret edebilirsek yaralar ancak o zaman kabuk bağlar.” İşte bu kitapta da tüm o yaralar var. Suikastler, ölümler, idamlar, faili meçhuller… Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunun nasıl karıştığı var…

5aa13ab2d3806d25549eebd5Türkiye’nin acılar tarihi
YOLUN SONUNDAKİ EV
Oya Baydar
Can Yayınları, 2018
272 sayfa, 23 TL.

(Hürriyet Kitap Sanat, 9.3.2018)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN