Post image
‘Taht Oyunları’nda son perde

emrah

Emrah KOLUKISA

21. yüzyılın en büyük popüler kültür fenomeni ‘Game of Thrones‘ın yedinci ve son sezonu başladı. Biz de sevilen diziye mercek tuttuk.

“Game of Thrones”un neden bu kadar büyük bir fenomene dönüştüğü, küresel ölçekte nasıl böylesi bir “mani”ye sebep olduğu meselesi bizden ziyade sosyal bilimcilerin yanıtlaması gereken bir konu şüphesiz, ama şurası da bir gerçek ki insanoğlu muhtemelen The Beatles’tan bu yana hiçbir şeyde bu derece hemfikir olmamıştı. Düşünün ki resmi rakamlara göre tam 170 ülkeye satılan bir diziden söz ediyoruz. Gayri resmi olarak, yani internetten indirerek streamleyerek kaçak yoldan izleyenlerin sayısını ise tahmin etmek bile kolay değil.

TV dramasında yeni zirve

George R. R. Martin’in “A Song of Ice and Fire” roman serisinin ilk halkası olarak 1996’da yayımlanan “A Game of Thrones” her şeyin başlangıç noktası oldu. Kendine has kuralların geçerli olduğu hayali bir dünya olan Westeros’un hâkimiyeti için çarpışan hanedanları konu edinen serinin ana teması elbette iktidar, ama bu temel eksen etrafında dönen ve drama izleyiciyisini bir bağımlıya dönüştüren çok fazla yan tema ve çok sayıda karakter var. Bugün bir grup “Game of Thrones” izleyicisine “favori karakteriniz hangisi?” diye sorsanız 10’dan fazla farklı yanıt almanız muhtemeldir. Üstelik kimse de sadece bir karakter saymakla yetinmeyecek en az üç ya da beş isim saymakta diretecektir. Ben örneğin hiç tereddütsüz –Tyrion Lannister, Arya Stark, Ygritte- üçlüsünü sayar sonra tereddüt eder ve –Brienne of Tharth, Hodor, Daenerys Targaryen- üçlüsünü de araya sıkıştırmaya çalışır ve Oberyn Martell, Ned Stark ve Bronn dışarıda kaldı diye üzülürüm. Saydığım karakterler tıpkı “Star Wars”da olduğu gibi biraz “aydınlık” taraftan karakterler belki ama inanın karanlık tarafın da en az ötekiler kadar hayranı var. Cersei Lannister ya da Ramsay Bolton hem nefret etmeye bayıldığımız hem de gizliden gizliye hep görmek istediğimiz karakterler değil mi? İşte tüm bu karakterler, daha doğrusu bu karakterlerin derinlikli ve klişelerden uzak bir şekilde ele alınışı diziyi vazgeçilmez kılan en önemli unsurlardan. Bu da bizi çok daha eskilere götürüyor aslında. “Game of Thrones” öncelikle bir edebiyat eseri (Martin’in romanları dilimize de çevrildi elbette, meraklıları zaten okudu ama haberi olmayanlar için hatırlatmakta yarar var) ama işin asıl sırrı tiyatro tarihinde saklı. Dizide işlenen temaların (iktidar, ihanet, kıskançlık, intikam vs.) izini Yunan tragedyalarına kadar takip edebiliriz. Bu temaların işlenişi ve karakterlerin oluşumu içinse elbette Shakespeare’e başvurmalıyız. Çok katmanlı ve çok karakterli drama yapısını mükemmelleştiren Shakespeare aynı zamanda bir karakterin tek bir özellikle nitelendirilemeyeceğini (kötü ya da iyi ya da aptal…) ve her karakterin özünde farklı nüveler barındırdığını, zamanla değişebileceğini ve beklenmedik edimlerle tüm akışı da etkileyebileceğini gösteren ilk yazardır.

“Game of Thrones”daki karakterlerin derinliği de buradan kaynaklanıyor işte. İlk bakışta kötü olarak tanıdığınız bir karakterin bir süre sonra değişmesi ya da başına gelen bir felaket yüzünden ona yakınlık duymanız hiç de tuhaf değil “Game of Thrones”da. Çok sevilen bir karakterin aniden ölmesi, bir ana hikayenin aniden sonlanması gibi sürpriz gelişmeler de yine diziyi klişelere saplanmaktan kurtaran radikal hamleler ve Shakespeare trajedilerinin de önemli unsurlarından. Yani George R. R. Martin’in de, dizinin yaratıcıları David Benioff ve D.B. Weiss’in da (hatta “Breaking Bad”, “The Sopranos”, “The Wire”, “House of Cards” gibi dizilerin yaratıcılarının da) atası hep Shakespeare. Bunu bir kenara koyalım ve biraz da dizinin detaylarına ve yeni başlayan sezona odaklanalım.

Her oyuncunun hayali

İlk sezonu 2011’de yayımlanan Game of Thrones bugün artık bir bölüm yapım bütçesi 10 milyon doları aşan ve İzlanda, İrlanda, Hırvatistan, İspanya, Malta, Fas ve Kanada’da çekilen dev bir prodüksiyon. Dizinin kendi kateorisinde en fazla Emmy ödülüne sahip olduğunu da notlarımıza ekleyelim. Bugüne dek 600 civarında oyuncunun rol aldığı dizide Peter Dinklage, Lena Headey, Kit Harington, Emilia Clarke, Nikolaj Coster-Waldau gibi isimler en başından beri başrol sayılabilecek karakterleri canlandırsa da, Jonathan Pryce, Max von Sydow, Ciaran Hinds, Stephen Dillane, Ian McShane , Sean Bean, Richard E. Grant, Mark Addy, Jason Momoa, Diana Rigg, Charles Dance gibi kimisi sadece bir bölüm için kamera karşısına geçmiş önemli isimler var. Bu da dizinin her biri belki kendi dizisinde başrol oynayacak denli ünlü oyuncuları kısacık bir performans için kendisine çekebilecek kadar büyük bir fenomene dönüştüğünün bir başka göstergesi.

“Game of Thrones”la ilgili son bilgilerimiz şunlar: Yeni başlayan 7. sezon dizinin son sezonu ve ikiye bölünecek. Yani bu yıl 7, gelecek yıl (hatta belki 2019’da) 6 bölüm izleyeceğiz. George R. R. Martin’in önce bir üçleme olarak başlayan ve sonra 7 cilde çıkan roman serisinden sadece 5 cildin yayımlandığını düşünürsek dizi romanlardan önce bitecek. Öte yandan diziden doğması muhtemel yeni diziler de var. Bazı karakterler üzerinden ilerleyecek bu “spin-off” projeler hakkında kesin bir bilgi yok ama izlediğimiz dönemin öncesine dair bazı maceralar geleceğini tahmin etmek zor değil. Hikâyenin nasıl sonlanacağı, yani Demir Taht’a kimin oturacağı sorusu ise anlaşılan son ana kadar en büyük merak unsuru olarak kalacak. Tabii “Game of Thrones” tutkunları için favori karakterlerinin hayatta kalıp kalamayacağı sorusu da bir o kadar önemli. Bekleyip göreceğiz…

Yant bekleyen sorular

Dizinin son sezonunda izleyicinin yanıt beklediği bazı sorular var elbette. Bunların en önemlisi Demir Taht’a kimin oturacağı olsa da en az onun kadar önemli başka sorular da sıralanıyor ardından. Örneğin Arya Stark nihayet Cersei’yi öldürerek intikam serisini sonlandıracak mı? Son büyük savaşta ittifaklar nasıl oluşacak? Tyrion son ana kadar Daenerys Targaryen ile ittifakı sürdürecek mi, yoksa kardeşi Jaime’nin safına mı geçecek? Bran Stark’ın hikâyesi nasıl bir yol alacak ve büyük savaşı nasıl etkileyecek? Ve Jon Snow… Bir kez ölen ve yeniden dirilen Jon Snow’un finaldeki akıbeti herkes tarafından merak ediliyor.

(Cumhuriyet, 20.07.2017)

Facebook Yorumları

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN