Post image
Bilim kurgu klasiği 26 yıl sonra 3 boyutlu olarak gösterimde

61

Sungu ÇAPAN

Bu hafta adeta ‘zamanda yolculuk’ yaparcasına 1991’e gidiyoruz ve 26 yıl sonra yeniden hem çoktan bilim kurgusal aksiyon klasikleri arasına girmiş hem de vaktiyle gişede patlama yaparak çok ses getirip birçok sinemacıyı ve filmi de esinlendirmiş, yönetmen James Cameron, oyuncu Arnold Schwarzenegger işbirliğinin ürünü “Terminator 2: Judgment Day- Terminatör 2: Mahşer Günü”nü tekrar seyrediyoruz, 3 boyutlu hale getirilmiş, yenilenmiş kopyasıyla.

Hollywood’un günümüzdeki seçkin ve namlı isimlerinden, yönetmen, senarist, yapımcı James Cameron, Terminatör serisini başlatmasının yanı sıra, gösterildiği dönemlerde ‘gişe olayı’na dönüşmüş, seyirci kesimiyle eleştirmenlerce de beğenilmiş, “Alien 2”, “The Abyss”, “Titanic”, “Avatar” vb. gibi kimi ilginç üstün yapımların, teknolojiye vakıf, özel efekt cilası çekmeyi çok iyi bilen, türün gerektirdiği hayal gücüne de sahip, genelde sanatçılıkla tüccarlığı iyi bağdaştıran, işini bilir, girişken yaratıcısı, malum.

Çağdaş sinema tarihinde, aynı konunun seriye dönüştürülüp kimi anektodlarla ayrıntılandırılıp kimi renkli öğelerle çekici kılınarak, adeta suyunun suyu çıkartılırcasına habire cilalanıp üretilerek gitgide yaygınlaştığını gözlemlediğimiz o çok kâr getiren ‘devam filmleri furyası’nın fikir babalarından biri de o aynı zamanda.

Siborg (Cyborg) denen, düşünen ‘insansı robot’ların egemenliğine boyun eğmiş, korkuya yılgıya kapılmış, ama direnmekten vazgeçmeyen azınlıktaki insanlara başkaldırı önderliği yapacak bir kahramanı (John O’Connor’u), doğurmaması için annesi Sarah O’Connor’u (Linda Hamilton) öldürmek göreviyle 1984’ün Los Angeles’ına gönderilmiş, Schwarzenegger’in canlandırdığı, durdurulamaz bir ‘Yokedici’ye (kariyerinde yarı makine, yarı insan bu rolüyle büyük çıkış yapan yapan, eski dünya vücut geliştirme şampiyonu, Avusturya kökenli Arnold Schwarzenegger, onu Californiya valiliğine taşıyan ününe, popülerliğine de “Terminatör”le erişmişti büyük ölçüde) karşı verilen inanılmaz mücadeleyi, yer yer mantık dışı bir inandırıcılıkla ama fütürist bir masal havasında seyreden, yer yer seyircinin soluğunu kesen, parlak, gözalıcı bir anlatımla perdeye aktaran “Terminatör”le (1984) turnayı gözünden vurmuş, yükünü tutmuştu hazret 33 yıl önce. İlk filmden 7 yıl sonra aynı ekip tarafından 1991’de çekilmiş devam filmi “Terminatör 2: Mahşer Günü”ndeyse çocukluğunu yaşamaktaki, ilerde insanlığın kurtarıcısı olacak John’u (Edward Furlong), zamanda yolculuk aracılığıyla gelecekten gönderilmiş, siborg’ların likit metal kökenli, en geliştirilmiş modeli, yepyeni, amansız, yenilmez ‘kötü’ ‘Yokedici’den (pantomimci ifadesizliğiyle oynayan Robert Patrick de kariyerinin en iz bırakan performansını gösteriyor) kurtarıyor, bu kez çocuğu korumaya programlanarak ‘iyi’ tarafın temsilcisi olmuş, eski model ama kararlı ve sadık ‘Yokedici’miz (Schwarzenegger).

Çelikten metal iskeletleri et, kan ve deriyle kaplanarak insana dönüştürülmüş bu ‘iyi’ ve ‘kötü’, iki siborgun kıyamet eşiğinde, ölümüne kapıştığı “Terminatör 2: Mahşer Günü”, aksiyonun ve şiddetin dalağını yaran, dinmeyen temposuyla koltuğuna gömülmüş seyirciyi 135 dakika süresince perdeye bağlayan o gösterişli ve dur-durak tanımayan, zehir zemberek anlatımından alıyor gücünü. Bir de tabii likit metal sahneleri gibi başarılı özel efektlere, Oscar ödüllü ses ve makyajlara sahip filmde kameraman Adam Greenberg’in görüntülerine, Brad Fiedel’in fon müziklerine de diyecek yok.

Dünyamızın önde gelen robot ve yapay zekâ uzmanlarının öldürme yeteneğine sahip robotların geliştirilmesinin kesinlikle yasaklanmasını talep ettiği şu günlerde, yeniden yağlanıp cilalanmış 3 boyutlu versiyonuyla yıllar sonra yeniden gösterime çıkarılan bu “Terminatör 2” bize biraz eskimiş izlenimi verse de, daha önce görmemiş olan sinemaseverlere heyecanlı ve sürükleyici dakikalar yaşatacağı kesin!

(Cumhuriyet,25.08.2017)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN